Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası (Kamu-Sen), Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) ve Kıbrıs Türk Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) yöneticileri, meclis önünde toplanarak, hükümetin siyasi partilere verdiği katkı payının yüzde 30 arttırılmasını protesto etti.
“Yüzde 30’luk artışa siyasi partilerin değil asgari ücretlilerin ihtiyacı var” yazılı pankart açan sendikalar yetkilileri, ortak bir açıklama yapıp, rahatsızlıklarını dile getirdi. Sendikacılar da sendikaları adına açıklamalarda bulundu.
İlk konuşmayı yapan KTAMS Genel Başkanı Güven Bengihan, hükümetin ekonomik kriz olduğunu söylediği dönemde vatandaştan fedakarlık beklerken siyasi partilere verilen katkı payına yüzde 30 artış yapmasını eleştirerek, hükümetin kriz olduğunu söylerken hayata geçirdi uygulamaların bencilce olduğunu savundu.
Hiçbir sektörde, eğitim, turizm gibi vergi alamayan hükümetin bu dönemde sermayeye hizmet ettiğinin görüldüğünü ileri süren Bengihan, hükümetin yapacağını söylediği hiçbir yasal düzenlemeyi hayata geçirmediğini belirtti.
Bengihan, bugün bir araya gelen sendikalar olarak siyasi partilere yapılan yüzde 30’luk zammı kabul etmediklerini ve konunun takipçisi olacaklarını söyledi.
Kısa süre önce yaşanan sel felaketi ve 4 gencin hayatını kaybetmesiyle ilgili en kısa zamanda şeffaf bir soruşturma talep ettiklerini dile getiren Bengihan, “Soruşturma en kısa zamanda tamamlanıp sorumlular cezalandırılsın” dedi.
Güven Bengihan, askeri alanda yaşamını yitiren çocukla ilgili de gerekli çalışmanın yapılarak olayın sorumlularına en ağır cezanın verilmesini istedi.
Tıp-İş Genel Sekreteri Arif Ersoy ise, devlet olmanın gereğinin başta çevre, eğitim ve sağlık olmak üzere insanın temel yaşama ve gelişme hakkını etkileyen her şeyin devlet politikası haline getirilmesi olduğunu belirtti.
Ekonomik olumsuzluklarla beraber fedakarlıktan söz eden idarenin, bu fedakarlığı sadece emekçiden beklediğini ileri süren Ersoy, “Asgari ücrette yeterli iyileştirme yapılmaz, emekçilerin geliri enflasyon karşısında erirken, Anayasa’ya aykırı kesintiler yapılırken siyasi parti ödeneklerinin yüzde 30 arttırılmasını nasıl açıklarsınız?” diye sordu.
Ersoy, emekçilerin daha fazla sömürülmesine neden olacak tüm dayatmalara karşı durmaya devam edeceklerini söyledi.
Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, hükümetin icraatlarını 2019’da da sık sık toplanarak, protesto edeceklerinin görüldüğünü söyleyerek, toplumun birçok sorunu olduğunu ancak hükümetin çözecek siyasi anlayış ve misyonu olmadığını ileri sürdü.
Asgari Ücreti Saptama Komisyonu’nun toplanması için bir dizi çağrı yapıldığını ancak hükümetin bu çağrılara cevap bile vermediğini ifade eden Serdaroğlu, hükümetin icraatlarını eleştirerek, siyasi partilere verilen katkıya yaptığı artışı iptal edilerek, doğruya dönülmesini talep etti.
KTAMS, Kamu-Sen, Tıp-İş ve Kamu-İş’in ortak hazırladığı basın açıklamasını Kamu-Sen Başkanı Metin Atan okudu. Açıklama şöyle:
Tasarruf adı altında Hayat Pahalılığı ödeneğinin yasa ile durdurulduğu bir dönemde 2019 Bütçesinde siyasi partilere devlet yardımı ödeneğinin 10.5 milyondan 13 milyona yani yaklaşık yüzde otuz artırılmasının önerilmesi insafsızlık. Özellikle dövizin yükselmesine bağlı alım gücü iyice düşen asgari ücretli, dar gelirli vatandaşlarımıza karşı hakarettir, onları görmezden gelmektir. Asgari ücret tespit komisyonunun her seferinde toplanması sorun olurken, toplandığında ise artış yapılmasına yanaşamayanların, kamu görevlilerinden fedakarlık bekleyenlerin kendilerine gelince cömert davranması biz sendikalar tarafından kabul görmeyecektir.
“Anayasa madde 47 (Ekonomik ve Sosyal Hayat Düzeni): Ekonomik ve sosyal hayat, adalete, tam çalışma ilkesine ve her yurttaş için insanlık onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlaması amacına göre düzenlenir” şeklinde düzenlenmiştir. Ancak hükümet başta olmak üzere, yurttaşına insanlık onuruna yaraşır bir yaşam standartları yaratacak önlemler almak için öneriler sunmayanlar, proje geliştirmeyen veya halkı için ekonomik bunalım karşısında gerekli tedbirleri almayanlar, ekonomik bunalımın olduğunu iddia ettikleri dönemde halkının refahı için uğraşmak yerine bütçe görüşmelerini fırsata çevirip kendilerine Hayat Pahalılığı oranından bile yüksek artış öngörerek bu durumdan nemalanmayı tercih etmişlerdir. Sendikalar olarak Hayat pahalılığının Yasa Gücünde Kararname ile durdurulmasına yönelik Anayasa mahkemesinde açmış olduğumuz iptal davasına verilen müdafaada, Hayat Pahalılığı hakkının çalışanlara lütuf nitelikli bir hak olarak belirtilmesi de emekçiye olan bakış açısını göstermektedir.
Hükümet, ülkede mali kriz var diyerek çalışanın alın teriyle çalışarak kazandığı ek mesaisini haksız bir kazanç gibi lanse edip emeğin karşılığından kesinti yaparken, yurtdışında ülke tanıtımı adı altında Turizm Bakanlığı ve personellerinin yanında kendi mali olanakları olan birlikler, derneklerin ve bazı kurumların yetkililerini de yurtdışına götürmüş ve tüm masraflarını devletin bütçesinden ödetmiştir. Bununla beraber ülke turizm tanıtımı adı altında 3 ağustos tarihli bakanlar kurulu kararında bir turizm şirketine 1.416.708.75 Euro para ödenmesi kararı alınmıştır. Bu ve benzeri bonkör harcamalarla hareket edenler krizleri kendileri yaratmış ve/veya önlem almamış fakat bu krizin faturasını emekçilere kesmişlerdir.
Sendikaların önerileri arasında yer alan devlet giderlerinin azaltılmasına yönelik önerilere ve ihtiyaç fazlası resmi hizmet araçlarının satılması önerilerine kulak tıkayanlar, belediyelerin batmaması için Hayat Pahalılığı ödeneğini yasa ile durdururken, krizin ortasında lüks araçları belediyelere bağışlamış ayrıca devlet bütçesinden Lüks Mercedes marka yeni araçlar almıştır. Tasarruf yapmamız lazım derken giderleri daha da artıran hükümet, Mali sıkıntılar var ve aşmak için 2019 da da çalışanlardan kesintileri kastederek bazı önlemler alınacak diyebilmekteler. Bu ülkede beş yıldızlı oteller, binlerce öğrencisi bulunan üniversiteler, zengin işadamları halen daha devletten teşvik almaktadırlar. Devletin bütçesine buralardan katkı sağlanması gerekirken, devlet tarafından teşvikler verilmekte ve zengin daha da zengin yapılmaktadır. Vergisini ödeyenler cezalandırılmakta ancak vergisini ödemeyen büyük kurumlar, işletmeler, geliri yüksek olanlar sürekli vergi affıyla ödüllendirilmekte ve devletin kasasına girmesi gereken paralardan yönetenler tarafından feragat edilmektedir. Hal böyle iken devleti yönetenler toplaması gereken vergileri affedip bütçede oluşturdukları açıkları emekçiden, dar gelirliden giderme yolunu seçip kişilerin alım gücünü daha da aşağıya çekmektedirler.
Sendikalar olarak, siyasi partilere devlet yardımı ödeneğinin artırılması önerisini sunan hükümeti ve meclis içindeki tüm siyasi partileri; emekçiyi, halkı düşünmedikleri ve kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri gerekçesiyle şiddetle kınar, bu konunun takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz. Bununla beraber sel felaketinde dört gencimizin kaybedilmesinde sorumluğu ve ihmali olanlardan ve bir çocuğumuzun askeri atış bölgesindeki ölümünde ihmali olanlardan da hesap sorulmasını talep ediyoruz.
KTAMS Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası