SADAKA İSTEMİYORUZ!

Türk Lirasının döviz karşısında büyük oranda değer kaybetmesi ve buna bağlı olarak  elektriğe, akaryakıta yapılan zamlarla birlikte tüm tüketim maddelerinin fiyatlarındaki artışlar  dar ve sabit gelirlilerin adeta belini bükmüştür.

Ekonomik tedirler adı altında hükümetin almış olduğu bazı kararlar halkın alım gücünün korunması açısından hiçbir somut etki yaratmamıştır. Çalışanların maaşlarının enflasyon karşısında erimesini önlemek adına uygulanan eşel –mobil sistemi de göç yasası kapsamında istihdam edilenler ve diğer çalışanların  maaşları arasında oluşan büyük fark nedeniyle yetersiz kalmıştır. Asgari ücretle çalışanların durumu ise tam anlamı ile sefalettir. Hayat pahalığılı ödeneğinin özel sektör çalışanlarına uygulanmaması sosyal devlet anlayışı ile bağdaşmamaktadır. 1 Mart 2018 tarihinde yürürlükte olan brüt 2365 TL’lik asgari ücret 622 dolara tekabül etmekte idi. Bugünkü dolar kuru baz alındığında  ise bu rakam  3,060 TL olmasına rağmen üç kez  toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonunun  hala daha yeni asgari ücreti belirleyememesi hükümetin asgari ücretlilerle ilgili duyarsızlığının bir göstergesidir.

Milletvekillerinin maaşlarına hayat pahalılığı artışı uygulanmayarak bu miktarın  2011 yılından sonra istihdam edilen  memur ve işçilerin maaşlarına barem skalasına yansıtmadan sadece altı aylığına sadaka verir gibi   56 TL verilmesi  bu   çalışanlarla adeta dalga geçmek anlamına gelmektedir. Dövizdeki kur artışı ve yapılan zamlar nedeniyle   yaşam koşulları her geçen gün kötüleşen halkın gösterdiği  tepkiler karşısında hükümetin panik içerisinde acele ile almış olduğu bu karar yasal zemini olmayan,   ciddiyetten uzak populist bir karardır.

Sendikamız eşit işe eşit ücret prensibini hiçe sayan 47/2010 sayılı yasanın  iptal edilmesini ve kamuda daha adil bir maaş sisteminin hayata geçirilmesi için derhal çalışma başlatılmasını talep etmektedir.