25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ

Herkesin sağlıklı ve güvenli bir şekilde yaşayabilmesi, sınırları içinde bulunduğu devletin sorumluluğudur. Biyolojik ve fiziksel ayrım olmaksızın, sosyal çevrenin sağlıklı olması bireylerin en temel insan hakkıdır.

Sağlıklı ve güvenli bir sosyal çevrenin oluşturulması ve sürdürülmesinin önündeki en büyük engellerden biri bireysel ve toplumsal şiddettir.  Yıllardır kadına uygulanan fiziksel, psikolojik, cinsel, sosyal ve ekonomik şiddet artarak devam etmektedir. Kadınların ne yapması, nasıl davranması, ne kadar eğitim alacağı, hangi işte çalışacağı,  kendilerini “kural ve yasa koyan” olarak gören erkekler tarafından belirlenmektedir. Bilimsel veriler, içinden geçtiğimiz Covid-19 salgını sürecinde dünyada ve ülkemizde kadına yönelik şiddetin arttığını göstermektedir. Kadına yönelik şiddetin en yaygın türü erkeğin kadına ve çocuğa uyguladığı aile içi şiddettir. Şiddetin önlenmesi için caydırıcı ceza yasalarının uygulanması gerekmektedir. Fakat, kadına yönelik şiddetin sadece caydırıcı cezalarla ve yasalarla önlenemeyeceğinin farkına varılması gerekmektedir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, öncelikle kadının insan haklarının ve konumunun toplumun her alanında güçlendirilmesi ve eşitliğe dair toplumsal bilinç oluşturulmasıyla mümkündür.

Her türlü cinsiyet ayrımı ve şiddetin önlenmesi için herşeyden önce devletin eğitim politikalarını gözden geçirerek çocuklara, eşitlik, özgürlük ve insan hakları gibi değerlerin öğretilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede taleplerimiz;

  • Karar mekanizmalarında, yargıda, eğitimde, sağlıkta, iş yaşamında ve ev içinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği düzeyinin artırılmasını,
  • TOCED’in (Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi) işlevselliğinin hayata geçmesini ve kadınların hayatını kolaylaştıracak ve toplumsal yaşama eşitlik anlamında büyük katkı sağlayacağını düşündüğümüz mekanizmaların kurulmasını,
  • Lefkoşa dışındaki tüm bölgelerde de “Sığınma Evleri’nin” hayata geçirilerek kadınların yaşam güvencesinin sağlanmasını,
  • Ülkemizde göçmen, mülteci ve sığınmacı olarak bulunan ve de eğitim almak veya çalışmak üzere adamıza gelen kadınların emeğinin sömürülmesi, ayrımcılığa ve şiddete uğramasının engellenmesi ile ilgili devlet kurumlarının görevlerini yapmalarını,
  • Sosyal Hizmetler Dairesi’nin kadın ve çocuk biriminin geliştirilmesi ve kapasitesinin arttırılmasını ayrıca yıllardır dile getirdiğimiz “ALO 183” ihbar hattının etkin biçimde çalışmasının mutlaka sağlanmasını talep ediyoruz.

Bizler KTAMS Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bürosu olarak, cinsiyet, cinsel yönelim, yaş, dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin şiddetin her türlüsüne ve insan hakları ihlallerine karşı olduğumuzu, bu konuda gerekli tüm adımların atılması için mücadele etmeye devam edeceğimizi vurgularız.

(Fiziksel, cinsel, ekonomik ve/veya ev içi şiddete karşı; ALO 183, ALO 155 ihbar hatları ayrıca LTB Kadın Sığınma Evi iletişim numaraları 0542 876 3030 veya 0533 855 303 aranabilir).