KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE EV İÇİ ŞİDDETİN ÖNLENMESİ İÇİN YASAL DÜZENLEME YAPILMALIDIR

Ülkemiz sınırları içinde yaşayan herkesin sağlıklı ve güvenli bir şekilde yaşayabilmesi devletin sorumluluğudur. Biyolojik ve fiziksel çevrenin yanında sosyal çevrenin de sağlıklı olması bireyin en temel hakkıdır. Sağlıklı ve güvenli bir sosyal çevrenin oluşturulması ve sürdürülmesinin önündeki en büyük engellerden biri bireysel ve toplumsal şiddettir. Şiddet, sahip olunan güç ve kudretin yaralanma ve kayıpla sonlanan, bir başka insana, kendine, bir gruba veya bir topluma karşı tehdit yoluyla ya da bizzat uygulanmasıdır. Toprakları üzerinde yaşayan tüm kadınların can güvenliğini sağlamak, beden bütünlüğünü ve cinsel dokunulmazlığını korumak devletin anayasal yükümlülüğüdür.

Ülkemizde her türlü şiddetin hızlı yayılıyor olmasının en önemli nedenlerinden biri uygulanan nüfus politikalarıdır. Devlet giriş-çıkışları kontrol edememekte ve her türlü suça meyilli insan ülkeye rahatlıkla girebilmektedir. Her türlü cinsiyet ayırımı ve şiddetin önlenmesi için devletin eğitim politikalarının gözden geçirilmesi gerekmektedir. Örneğin Japonya eğitim sistemindeki gibi 10 yaşına kadar çocuklara cömertlik, hayvan ve insanlara nazik davranmak, sorumluluk sahibi olmak, empati ve şefkatli davranmak öğretilmektedir. Ülkemizde de böylesi şiddeti engelleyecek eğitim modellerinin bir an önce müfredata konması gerekmektedir.

Kadına yönelik şiddet bir kadın erkek eşitsizliği problemidir. Yapılan araştırmalara göre her üç kadından biri hayatında en az bir kez fiziksel şiddete maruz kalmaktadır. Bununla birlikte cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet oranlarının bir önceki yıldan farksız olduğunu görmekteyiz. Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Şubesi Amiri Müfettiş Muavini Mehmet Sözmener ile yaptığımız görüşme sonrasında 2020 yılı başından  bugüne kadar toplam 951 şikâyet başvurusu yapıldığı, bu şikayetlerden 288’inin darp, 149’unun şiddet kullanma tehditi, 77’sinin de internet ve telefon tacizi ile ilgili olduğu öğrenilmiştir. Ayrıca, 2020 yılı içinde Polis Genel Müdürlüğü Araştırma Geliştirme Birimi (ARGE) ile birlikte çalışma başlatıldığı ve ilerleyen günlerde de tüm ilçelerde Kadına Şiddet Birimi kurulacağı bilgisini bizimle paylaşmıştır.

Şiddeti önlemek için, okullardaki müfredat insan haklarına uygun olarak düzenlenmelidir. Eğitim kitapları gözden geçirilmeli, eşitsizliği ve ayrımcılığı körükleyen unsurlar ders içeriklerinden çıkarılmalıdır. Şiddeti üreten mekanizma ile mücadele edebilmek için insan hakları eğitimi, zorunlu ders olarak gerek ilköğretim gerekse orta öğretime uyarlanmalıdır. Bununla birlikte şiddeti üreten erkeğin evden uzaklaştırılması gündeme gelmelidir. Dolayısıyla kadına şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesi için yasal düzenleme yapılması çok önemlidir.

Bu yıl Lefkoşa Türk Belediyesi bünyesinde Dumlupınar bölgesinde yeni bir sığınma evinin inşasının bitmek üzere olması sevindiricidir. Ancak sığınma evine geçiş dönemini kapsayacak bir süreç olması gerektiği bilinmeli, esas olarak şiddeti uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılması konusu da gündeme getirilmelidir.

Kadına yönelik şiddetin sadece iki kişi arasında yaşanan sorunlardan ibaret olmadığı, şiddet üreten ataerkil yapının da bunu tetiklediği ve bunun aslında sosyolojik bir problem olduğu görülmektedir. KTAMS olarak şiddeti önlemenin en iyi yolu olarak koruyucu ve önleyici sosyal politikaların eğitimden sağlığa gündelik yaşamdan ekonomiye kadar geniş bir çerçevede cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve eşitlik kültürünün yaygınlaşması gerektiğine inanmaktayız.

Kadına şiddet veya ev içi şiddete karşı; ALO 183, ALO 155 ihbar hatları ayrıca LTB Kadın Sığınma Evi iletişim numaraları 0542 876 3030 veya 0533 855 303 aranabilir.