SN. TATAR’DAN GİDERAYAK KIYAK!

KKTC Devletinin en büyük savunucusu olduğunu iddia eden Ulusal Birlik Partisi ne yazık ki bu devletin kurumsallaşmasının önündeki en büyük engel olmuştur.

Seçim kazanıp iktidarını sürdürme uğruna Anayasayı ve yasaları çiğnemeyi alışkanlık haline getiren UBP, parti devlet bütünleşmesinin kronikleşmiş bir örneğidir. Devlet olanaklarını şahsi ve partisel çıkarlar için kullanarak seçim kazanmak halkın iradesine yapılmış en büyük saygısızlıktır.

Yasanın geçişi işçi istihdamına olanak sağlamasının,  kötü niyetli siyasilerin  partizanca amaçlar için  nasıl tepe tepe kullanıldığına her seçim döneminde tanık oluyoruz. Geçici işçi adı altında istihdam edilip  garı yasal bir şekilde bu kişilere asıl ve sürekli kadroların görevlerinin yaptırılması ve ayni kişilerin işçilerin yasal haklarından yararlandırılması büyük bir adaletsizliktir.

UBP’nin  son Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi kamuya partizanca yapmış olduğu istihdamları sendikamız mahkemeye taşımış olmasına rağmen,  Sn. Ersin Tatar Cumhurbaşkanı seçilip mazbatasını aldıktan sonra dahi Başbakanlık imzası ile  Cumhurbaşkanlığına 2, Sosyal Sigortalar Dairesine 4, Gelir ve Vergi Dairesine 2, Koop. İşleri Dairesine 2, Devlet Planlama Örgütüne 1, Veteriner Dairesine 1, Limanlar Dairesine 1, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığına1, Kaymakamlığa 1 ve Tapu Dairesine  1 kişi, olmak üzere 16 kişilik  geçici işçi istihdamı yapmıştır. Devletin en üst makamına yani Cumhurbaşkanlığına seçilmiş bir kişinin  Başbakanlık görevini devrettiği gün giderayak devletin Anayasasının temel ilkelerini hiçe sayan   bu icraatı siyasi tarihimizde kara bir leke olarak yerini alacaktır.

Pandemi Hastanesinde ve sağlık hizmetlerinde var olan sağlık personeli ihtiyacı ortada dururken liyakat ve eşitlik ilkeleri hiçe sayılarak  yapılan bu tür istihdamlar kamu hizmetlerinin verimliliğini olumsuz yönde etkilerken, kısıtlı bütçe olanaklarının da partizan amaçlar için nasıl hoyratça   kullanıldığını göstermektedir.

Halkın iradesine saygılı olan, hukukun üstünlüğüne inanan tüm  kurumları, siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerini bu  hukuksuzluğa ve adaletsizliğe dur demek adına harekete geçmeye çağırırız.